Polonya, Jagiellonian Üniversitesi’nden (Kraków) üniversitemize gelen Türk Dili ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisi Marta Burza, üniversitemiz ve İstanbul’daki Erasmus deneyimini paylaşıyor.
Üniversite hayatı
Bir dönem geçirmek için İstanbul'a Eylül ayının sonunda geldim. İlk defa geldiğim İstanbul’da yalnızdım ve Türkçe’yle zar zor iletişim kuruyordum. Heyecan verici olsa da aynı zamanda stresli bir durum. Başından beri Erasmus Ofisi ile e-posta yoluyla iletişim kurduğum için gerekli tüm bilgileri aldım. Geldiğimde ise Üniversitedeki programımı, derslerin yerini, ulaşım indirimlerini (büyük şehirde bu çok önemlidir) öğrendiğim bir toplantı oldu. Ve serüvenim böylece başladı. Diğer Erasmus öğrencileriyle de tanıştım ve onlarla daha sonra da iletişimde kaldım. Mesela, Malezya ya da Almanya'daki Türk azınlıklar hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Daha sonra Üniversite bizim için Çanakkale ve Gelibolu'ya gezi düzenledi, böylece birbirimizi daha iyi tanıma fırsatımız oldu (Çanakkale’nin tarihini de).
“Burada eğitim aldığım için şanslıyım”
Polonya’da Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim görüyorum. Bu yüzden Erasmus eğitimimi Türkiye'de yapmaya karar verdim. Derslerimin İngilizce değil Türkçe olmasını istedim. Çünkü bu dili üç yıldan beri öğreniyorum ve bu durum sorun değil – aslında sorun:) Düşündüğümden daha mücadeleci ve zordu. Beş farklı derse katılıyordum (bazıları lisans derecesi, bazıları yüksek lisans derecesi) ve çoğunlukla neler olup bittiğini anlayabiliyordum, ancak bazı dersler sırasında sınıf arkadaşıma sürekli olarak ‘’Ne dedi?’’, ‘’Ne sordu?’’, ‘’Ödevimiz nedir?” diye sormak zorunda kaldım. Yeni kelimeler öğrenmek, istediğim zaman Türkçe konuşmak için güçlü bir motivasyon verdi ve bu durum zamanla kolaylaştı. Bu ise, en büyük memnuniyetim. Ve sanırım sınıf arkadaşıma yeni bir sabır seviyesi kazandırdı :) Hocalar bana yardım etmek için her zaman istekliydi; derslerde bile konuyu anlayıp anlamadığımı soruyorlardı. Özellikle birkaç hocayı tanıdığım en iyi hocalar olarak hatırlayacağım. Edebiyatla ilgili pek çok kitap araştırdım, daha önce tanıdığım yazarlar ve şairler hakkında birçok ayrıntı öğrendim. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nde eğitim alma ve farklı derslere katılma şansına sahip olduğum için mutluyum. Şimdi yüksek lisans tezimi yazmaya hazırım.
“İstanbul en sevdiğim şehir oldu”
İstanbul canlı bir şehir (şehir küçük bir kelime, 18 milyonluk nüfusu ile Polonya'nın yarısı). Sinemalar, tiyatrolar, dil toplantıları, çok sayıda müzesi ve görülecek yerleri ile bir dönemin yeterli olmadığı bir şehir. Bunun dışında burada uzun yürüyüşlere çıkabilir, farklı türde yemekler deneyebilir, her yerde küçük, aile kitapçıları ve çay bahçeleri bulabilirsiniz. Sadece en çok bilinen Sultanahmet semtinde değil İstanbul'un birçok semtinde dolaşın; daha az turistik olan Asya yakasındaki Üsküdar, Balat ve Fener, Beşiktaş ve daha fazlası… İstanbul hakkında yazmaya bile çalışmayacağım ama buranın şu anda en sevdiğim şehir olduğundan eminim. Asla uyumayan dev bir metropolde yaşamaktan korkmayan aktif insanlar için burası mükemmel. Öğrenciler ise burada ihtiyaç duydukları her şeyi bulabilir.
